Makale Reklamının Yukarısında

“Çiçeğin hikayesi Bayındır’da başladı”

“Çiçeğin hikayesi Bayındır’da başladı”

 

Bayındır Belediye Başkanı Dr. Ufuk Sesli ile Bayındır’ı ve hazırlıkları devam eden “Çiçek Festivali”ni konuştuk. İlgi ile okuyacağınızı umuyoruz.

Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

Merhaba; Doktor Ufuk Sesli olarak ilçemize hoş geldiniz diyorum. Devlet Memuru bir ailenin çocuğu olarak 1961 yılında Erzurum’da doğdum. İlk ve ortaokulu Erzurum’da liseyi İzmir’de Atatürk Lisesinde tamamladıktan sonra 9 Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olarak doktorluk hizmetine başladım. Erzincan Çayırlı’da mecburi hizmetimi tamamladıktan sonra askerlik görevini yerine getirdim. 1988 yılında ise hayatımın dönüm noktası olarak nitelendirdiğim Bayındır’a atandım. 1989 yılında Nuray Hanım ile evlenerek Bayındır’ın damadı ve Bayındırlı oldum.

30 yıla yakın ilçede mesleki ve sivil toplum kuruluşlarında çeşitli görevlerde bulunarak, halka hizmet ettim. Bayındırlıların Doktor Ufuk ağabeyi, oğlu, kardeşi iken 30 Mart 2014 tarihinde yapılan yerel seçimlerde Bayındır Belediye Başkanlığı’na seçildim, Bayındır ve Bayındırlılar için çalışmaya devam ediyorum.

Bayındır’ı bize kısaca anlatabilir misiniz?

Osmanlı saraylarına, medreselere, sultanlara yıllarca buradan gül fidanları yollanmış. O yüzden bir dönem burası “Gülbahçe” olarak anılmış. Bugün sadece sarayın değil Türkiye’nin önemli ölçüde ihtiyacını karşılayan, “Çiçeğin Başkenti Bayındır” olarak nam salmış durumda.

Ege Bölgesi’nin en çok zeytin ağacına sahip ilçesi. Yüzde 45’i ormanlarla kaplı olan Bayındır’ın, zeytin ve meralarla birlikte neredeyse 70’e yakın bölümü yeşil alan olarak görülmektedir. İşte bu yeşil alanların ortasında ve yamaçlarda kurulan köyler birer tablo gibi karşınıza çıkmaktadır. Keşfedilmemiş doğal yaşam alanları, yürüyüş parkurları, akarsuları, jeotermal ve kaplıcaları…

“Çiçeğin Başkenti Bayındır” diye tanımlıyorsunuz, çiçekçiliği ve gelişimi hakkında neler söylersiniz?

1980’li yıllara kadar ev bahçelerinde üretilip pazarlarda alıcı bulan Bayındır çiçekçileri, bugün bacasız sanayi diye nitelendirdiğimiz tam otomatik seralarda üretilmekte ve ülkemizin % 25’e yakın süs bitkileri ihtiyacını karşılamaktadır.

Eskiden sadece evlerinin önünde, küçük bahçelerde üretim yapılacak kadar küçük olan çiçekçilik sektörü Tarımsal Kalkınma Kooperatifleri ve Birliklerinin çalışmalarıyla eski ihtişamlı günlerine döndü.

Bayındır’ın ekonomisinde önemli bir yeri olan çiçekçilik, Hollanda’nın elde ettiği konumu geçme konusunda hayli yol kat etti.

Artık “Bu sektörde ben de varım “diyebilen Bayındırlı işletmeciler, toplam 8 bin hektara yayılmış durumda. 1.000 üretici açık ve kapalı alanlarda 600’ün üzerinde süs bitki çeşidiyle tam kapasite üretim yapmaktadır. Bu sektör dolaylı olarak 5.000 kişiye istihdam sağlamaktadır.

Üretimleri; Bahçe, Salon, Mevsimlik, ağaç ve çalı türü bitkileri diye çeşitlendirebiliriz.

Bayındır’da çiçekçilik babadan oğula geçen bir yaşam tarzı olarak çoktan yerini almış ve adeta bir sanat dalı haline gelmiştir. Bitkiler bir ressamın elinden çıkarcasına şekillendirilmekte ve üretilmektedir.

Çiçek ve süs bitkileri üretimi ile birlikte Uluslararası Çiçek Festivali en fazla dikkat çeken organizasyonlardan. Bu gelişimi nasıl değerlendiriyorsunuz?

1998 yılında dönemin Belediye Başkanı Alaeddin Çapuk tarafından naylon çadırlarda ilkel ve çok zor koşullarda, çiçek ve özellikle fesleğen üreticilerine destek olmak, Bayındır çiçekçiliğini tanıtmak, yeni pazarlar oluşturmak, iş istihdamını artırmak, çiçekçilik sektörünün gelişimini sağlamak amacıyla başlatılan Festival 20. yılına geldi.

Geçen yıl gerçekleştirdiğimiz Uluslararası Çiçek Festivalimize Emniyet Müdürlüğü ve GSM firmaları verilerine göre 1,5 milyona yakın ziyaretçi geldi. Türkiye’nin en fazla ziyaretçi çeken organizasyonlarından birini düzenliyoruz. Bu yıl festivalimize 2 milyondan fazla ziyaretçi bekliyoruz.

Yörenin en önemli geçim kaynaklarından olan ve bölgede markalaşan çiçekçiliğin kutlandığı festival süresince hemen her sokakta bir etkinliğimiz olacak; Canlı müzik yapan sokak sanatçıları, halk oyunları ekipleri, flash mob ekipleri, bando takımları, canlı heykeller, karikatür çizen ressamlar, kukla tiyatrosu, çocuklar için animatörler ve palyaçolar ile ziyaretçilerimizin hoş anılarla Çiçeğin Kenti Bayındır’dan ayrılması için çalışmalarımız devam ediyor.

Geçtiğimiz yıllarda Yunanistan, Sırbistan, Bulgaristan, Hollanda’dan gelen halk oyunları ekipleri ile ziyaretçilerimize hoş anılar yaşattık. Bu yıl Kosova, Ukrayna, Makedonya ve İtalya’dan gelen ekiplerle birlikte daha güzel dostluklar kurulmasını sağlayacağız.

Çiçek Bayındır’ın can damarı, daha farklı ürünleriniz için çalışma ve planlamalarınız var mı?

“Çiçeğin Hikayesi Bayındır’da Başladı” sloganı ile festivalimizi düzenliyoruz. Sadece Türkiye’de değil dünyada bir marka haline gelmesi için çalışmalarımız devam ediyor. Çiçek Festivalinin yanı sıra ürün kalitesi ile ağırlıklı olarak yurtdışına satılan bir ürünümüz olan kirazımızın tanıtımı için Balcılar mahallemizde Haziran ayının başında “Kiraz Şenliği” düzenliyoruz. Bilinirliği ve talep gün geçtikçe artıyor.

Yakında bir diğer ürünümüz olan üzümün ekonomik değerini arttırmak için Hisarlık mahallemizde “Bağ Bozumu Şenliği” planlıyoruz.

Bayındır toprak yapısı ve iklimi ile Türkiye’nin en önemli havzalarından birinde bulunuyor. Doğasını korumuş, tarıma dayalı ekonomisi olan ve yemyeşil bir kent. Zengin bir bitki örtüsüne sahip. Biz hem damak tadımız, hem de sağlığımız için bu türleri geleceğe taşımak zorundayız. “Tohum Bankası” kurmak için araştırma ve çalışmalara başladık. Bayındır’a bir tohum bankası kazandırabilirsek, bu tohumları gelecek nesillere, çocuklarımıza ve torunlarımıza bırakma imkanına sahip olacağız.

Bayındır buram buram tarih kokan bir kent. Peki, Bayındır’ın sosyal yönde gelişim için çalışma ve planlamalarınız var mı?

Tiyatrolar, açık hava sinemeları, 4 Eylül Bayındır Kurtuluş etkinlikleri, Toplu Sünnet Töreni, Bayındır Araştırmaları Sempozyumu, Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali, Çiçeğin Kentinde O An temalı Bayındır Fotoğrafları Jürili Sergisi, Muharrem ayında aşure günleri, Yörük kültürünün bir parçası olan Deve Güreşi, Türk Müziği Korosu, 23 Nisan Şenliği, sportif kurslar, geziler, Ramazan ayı boyunca hemen hemen her mahallemizde iftar ve etkinlikler düzenledik, devam edeceğiz.

Gerçekleştirdiğiniz başka proje ve işler nelerdir?

Belediyeler, insanın doğumundan ölümüne kadar insana hizmet veren, insana yatırım yapan kurumlardır. Aile olmanın koşulu da doğumdan ölüme birlikte olmaktan geçer. Bizde bu anlamda “Mutlu Bebek” projemizi hayata geçirdik. Yeni doğan bebeğe ve ailesine ziyaretlerde, anneye kendi sağlığı ve bebek sağlığı konusunda da bilgi veriyor, çam sakızı çoban armağanı diyerek hediyemizi sunuyoruz.

Ülkemizde her yıl tonlarca ekmek çöpe atılıyor. “Sizin Sofranızdan Artan Onların Hayatını Kurtarır” sloganı ile ilçemizde atılan ekmeklerimizi toplayarak Belediyemizin hayvan barınağındaki misafirlerimize besin kaynağı sağlıyoruz. Bu sayede hem israfı önlüyoruz hem de can dostlarımızı doyuruyoruz. Ayrıca ilçemizin çeşitli bölgelerine suluklar yerleştirerek sokak hayvanlarının özellikle sıcak yaz aylarında su ihtiyaçlarını karşılıyoruz.

İlçemizin alan olarak büyümesi nedeniyle cuma günleri kurulan pazarımıza özellikle Sadıkpaşa ve Fatih mahallesinde oturan yaşlılarımızın daha rahat alışveriş yapabilmesi için Sadıkpaşa mahallemizde Baysan Parkı yanına kurulan üretici pazarında üreticilerimiz sergilerini açtı. Üreticilerimizin sadece kendi ürettikleri ürünlerin satılacağı Bayındır’ın ihtiyacı olan üretici pazarı diğer adıyla Salı Pazarı’nda hemşehrilerimiz ile üreticilerimizi buluşturduk.

Özellikle yaz ve bahar aylarında yoğun ziyaretçisi olan kaplıcalarımızın bulunduğu Ilıca mevkiinde üreticimizi ve tüketiciyi buluşturmak için yeni bir alan yaratarak pazar yerimizi hazırladık. Yine Ilıca mevkiinde kâr değil, iyi hizmet sunmak amacıyla Belediyemizin kendi olanaklarıyla işletilen “Ilıca Restaurant” vatandaşımızın daha sık bir şekilde sosyal alana çıkabilmesi, ailesi ile dışarıda yemek yiyebilmesi için hizmete alındı.

Çağdaş bir kentin çağdaş bireylerle, çağdaş bireylerin ise eğitim ile oluşacağının bilincindeyiz. Eğitimin sadece Milli Eğitim’in omuzlarına bırakılmayıp Bayındır Belediyesi olarak eğitime destek olmak amacıyla okullarımızın ihtiyaçlarını yerinde tespit ederek gerekli desteği sağlamak için çalışıyoruz.

İbadethanelerimizin genel düzenleme ve temizlikleri ile ilgili çalışmalarımızı İlçe Müftülüğümüzün talepleri ve belirli bir program çerçevesinde gerçekleştiriyoruz.

Önümüzdeki günler için planladığınız proje ve işler nelerdir?

Belediye Başkanlığı seçim sürecinde tüm mahallelerimiz dolaşarak sorunları yerinde dinleme fırsatı bulduk. O dönemde hazırladığımız yol haritasını uygulamak için çabalıyoruz. Malum, Bayındır’ımız tarıma dayalı bir ekonomiye sahip olduğu için biz de önceliğimizi bu yönde belirledik. Hem ovada hem dağlık alanda bulunan tüm üretim yollarının ıslahı ve düzenlemesi için çalışmalar yaptık. Siz de bilirsiniz ki yatırımı yere yapan belediyelerin bu hizmetleri fazla dikkat çekmez. İnsanlar genelde göz hizasında görebileceği yatırımları daha fazla konuşuyor ama bu yaptığımız işlerin zamanla anlaşılması ve takdir görmesi bizi mutlu ediyor.

Hacı Sinan Camii’nin orada bulunan tarihi şehir hamamının restorasyonu için ihale yaptık. SİT alanı içerisinde bulunan mahallelerimiz etap etap sokak sağlıklaştırma projesi çalışmamız devam ediyor. Tüm birimlerimizi bir arada bulunduracağımız yeni bir “Belediye Hizmet Binası” yapmak için gerekli projeler hazırlandı, yakında inşaatına başlayacağız. Mülkiyeti belediyemize ait olan Tire-Ödemiş yolu üzerinde bulunan havuzumuzu aktif hale getirmek için bir proje başlattık. Küçük Menderes Havzası’nın en büyük Aquapark’ını hizmete alacayı hedefliyoruz.

Son olarak söylemek istediğiniz bir şeyler var mı?

Bayındır Belediyesi Alaeddin Çabuk döneminde sadece Bayındır ilçe merkezine 14 mahallede yaklaşık olarak 14 bin kişiye hizmet veriyordu. Mehmet Kertiş döneminde Canlı ve Çırpı’nın dâhil olmasıyla birlikte 22 mahallede yaklaşık olarak 20 bin kişiye hizmet veriyordu. Eski başkanlarımızın görev yaptığı dönemlerde köylerimize kaymakamlığa bağlı Özel İdare Müdürlüğü hizmet veriyordu. Tüm şehir yasasının yürürlüğe girmesiyle birlikte köylerimizin ve Zeytinova Beldemizin mahalleye dönüşmesiyle bir anda 59 mahalleye çıktık. Benim başkanlığım döneminde ilçe merkezimiz, 3 beldemiz -Canlı Çırpı Zeytinova- ve 36 köyün tamamıyla birlikte 588 bin m2 alanda toplam 59 mahalleye yaklaşık 40 bin kişiye hizmet vermek için canla başla çalışıyoruz. Bayındır, Canlı ve Çırpı’ya hizmet verirken bir mahallede yaptığınız diğerlerinde muhakkak biliniyordu. Bir şekilde kulaktan kulağa iletiliyordu. Şimdi 59 mahalle olunca Belediyemizin hizmetleri fazla bilinmiyor maalesef. Geçtiğimiz yıllarda mesela Kızılkeçili’nin Turgutlu ile olan bağlantısı koptuğunda hızlı bir şekilde müdahale ettik, mağduriyeti giderdik. Sarıyurt ve Kızıloba gibi mahallelerimizin yayla yollarını düzelttik, Kızılkeçili ile bağlantısını sağlayarak yolu kısalttık. Kızılcaağaç-Alankıyı’nın Balcılar ile bağlantı yolunu düzelttik. Ovada düzeltilmeyen yol kalmadı desek yeridir. Büyük çoğunluğunu bitirdik. Lütuflar’da yollar parke taş yapıldı. Daha yapılan birçok iş var. Tüm bu yapılan hizmetler diğer mahallelerde maalesef bilinmiyor.

Geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi bu yılda da hava şartları nedeniyle yollarımız kapanmasın, ulaşım aksamasın, buzlanma olmasın, mağduriyet yaşanmasın diye ekiplerimiz gece gündüz demeden günde neredeyse 16 saat çalıştılar. Tüm bu hizmetleri yaparken bir önceki dönemde çalışan personel ve araç sayısında fazla bir değişiklik olmadan yerine getiriyoruz.

Borçlu bir belediye devraldık diyerek şikâyet etmiyoruz. Evet, bir borç olabilir ama bu hizmet etmek için engel değil, sonuçta devlette süreklilik esastır. Gelirimiz oranında yatırımlarımız devam ediyor, bir yandan da önceden gelen borçlarımızı kapatıyoruz. Paramızın yetmediği yerlerde yapılacak işlerimizi İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne yaptırmaya çalışıyoruz. Bizi zorda bırakan durumların başında Bayındır Belediyesi’nin sorumlulukları ile İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin sorumluluklarının çok karıştırılması geliyor. Mesela; ‘kanalizasyonumuz yapılmadı, alt yapıda sorun var diye belediyeye başvurduk, yapmadınız’ diyerek muhtarlarımız şikâyet ediyor. Bu konu İZSU ile ilgili bir konu. Biz sadece oraya iletip hızlı bir şekilde yapılması için takipçisi olup baskı yapıyoruz.

Gerek benim, gerek yardımcılarımın, gerekse birim müdürlerim telefonları 7 gün 24 saat açık. Hangi konuda olursa olsun bizi arayıp ulaşabiliyorlar. Bu anlamda yapılacak iş ve hizmet ile ilgili muhtarlarımız aklına takılan ne olursa, kimin yapması gerekiyorsa arayıp konuşuyor, yönlendirmeye çalışıyoruz. Çalışmalarımız ancak muhtarlarımız ile koordineli bir şekilde ilerlerse daha etkili ve daha kaliteli olur. Biz dinliyoruz anlamaya çalışıyoruz ve çözüm üretiyoruz. Bizlerin üzerine ne düşerse yapılması gerekenler için elimizden geldiği kadar gücümüz yettiği kadar ne gerekiyorsa yapacağız.

Düzenlediğimiz etkinliklerde bizi yalnız bırakmayan ve Bayındır’a, bizlere her türlü desteği veren İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Aziz Kocaoğlu’na teşekkür ederim.

Etiketler
Daha fazla göster
Makale Reklamının Altında

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Adblock Algılandı

Lütfen reklam engelleyicinizi devre dışı bırakarak bize destek olmayı düşünün.